Deniz Baykal’a baaak..

Siyası hayatı boyunca defalarca “baltayı taşa vuran” Deniz Baykal.. Bu defa –eskilerin deyimiyle- “kedi olalı bir fare tuttu”.. Nasıl tuttu? Gelin bunu Güneş’in haberinden okuyalım:

14:15:03 | 2017-08-11

Siyası hayatı boyunca defalarca “baltayı taşa vuran” Deniz Baykal..

Bu defa –eskilerin deyimiyle- “kedi olalı bir fare tuttu”..

Nasıl tuttu?

Gelin bunu Güneş’in haberinden okuyalım:

AMAN İTİRAFÇI OLMASIN

Hakkında 25 yıl hapis istemiyle dava açılan CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun, kendisini ziyaret eden partili vekiller aracılığıyla “konuşursam yanarsın” diye haber gönderip tehdit ettiği Kemal Kılıçdaroğlu, mesajı aldıktan sonra panikle MYK'yı topladı..

Toplantıda, “MİT TIR’ları davası”nın kendisine kadar uzanması ihtimaline önlem almak için, “bana kumpas hazırlıyorlar” dedi..

Bu toplantının ardından..

Kılıçdaroğlu'nun talimatıyla harekete geçen CHP’liler, “itirafçı olmaması için” Enis Berberoğlu’na ardı ardına ziyaret gerçekleştirdi..

CHP Genel Merkezi'nde korku ve tedirginlik hakim olurken, vekiller gruplar halinde Maltepe Cezaevi'nin kapısını aşındırdı..

Ancak Deniz Baykal tüm baskılara rağmen cezaevine gitmedi..

Baykal'ın yakın çevresine, “bu devlete karşı işlenmiş bir suçtur, destekleyemem” dediği ifade edildi..

Bunun üzerine hafta başında MYK’yı tekrar toplayan Genel Başkan Kılıçdaroğlu, kurmaylarıyla birlikte Baykal’a çağrısını yineledi..

Vekiller için cezaevini ziyaret çizelgesi oluşturulduğu, kendisinin de adının bulunduğu ancak hiçbirine uymadığı Baykal'a hatırlatıldı, “ziyaretiniz büyük anlam taşıyor” denildi..

MİT TIR’larının durdurulmasıyla ilgili davaya başından beri mesafeli duran Baykal, geri adım atmadı..

İhanet görüntülerini yayınlayan FETÖ casusu Can Dündar’ın, Almanya’ya kaçması ve o kasedi Cumhuriyet Gazetesi’ne Berberoğlu’nun götürmesinin Baykal’ın bu tavrında etkili olduğu söyleniyor..

“Sözde adalet yürüyüşü”ne sadece birkaç dakika katılan Baykal, Berberoğlu ile ilgili soruları üstü kapalı cevaplar vererek geçiştirmişti..

50’Lİ YILLARDA BAYKAL

Evet, haber bu kadar..

Peki ben niye “baltayı defalarca taşa vuran Baykal” ifadesini kullandım, ona da bir açıklık getirelim..

1950’li yılların sonlarına doğru..

Üniversitelerde ayaklanmalar devam ederken, Başbakan Adnan Menderes eylemci öğrencilerin arasına giriyor..

Bir ara içlerinden biri Menderes’in kravatından tutup çekiyor..

Menderes, “ne istiyorsunuz evladım” diye sorunca öğrenci, “özgürlük istiyoruz” diye bağırıyor..

Menderes de diyor ki:

“Evladım, şu anda bu ülkenin Başbakanının kravatından tutup çekiştiriyorsun ve seni tutup kolundan götüren yok, hala özgürlük mü diyorsun?”

İşte bu öğrenci, Deniz Baykal’dır..

90’LI YILLARDA BAYKAL

Hatırlar mısınız, 90’lı yıllarda Kanal 6 adında bir TV kanalı vardı..

Sahibi Korkmaz Yiğit adında bir işadamıydı ve Milliyet dahil birçok gazetesi ve TV kanalı vardı..

1998 yılında Türk Ticaret Bankası’nın yüzde 84.52’lik hissesinin satışı ihalesini 600 milyon dolar ile kazanmış ancak ihale sürecinde Alaattin Çakıcı‘nın devreye girdiği anlaşılınca, ihale iptal edilmişti..

O sırada hükümet ANAP, DSP ve Demokrat Türkiye Partisi’nden oluşuyordu..  

Deniz Baykal’ın genel başkanlığını yaptığı CHP de hükümeti dışardan destekliyordu..

Ülke ekonomik ve sosyal anlamda çok kritik günler içindeydi..

İstikrar gerekiyordu..

Yiğit Korkmaz Kanal 6’da saat 22.00 civarında çıktı ve ihalenin içyüzünü anlattı, kendini savundu..

Baykal ertesi sabahı bile beklemedi ve gece yarısı 02.00 civarında “hükümetten desteğini çektiğini” açıkladı..

Bu, hükümetin devrilmesi ve Türkiye’nin bir kaos ortamına daha girmesi demekti..

Baykal bunu bile bile bir de “gensoru” verince, hükümet istifa etmek zorunda kaldı..

Ve zaten kurulması zor olan hükümet arayışları, belirsizlik, başıbozukluk yeniden başladı..

Oysa, sabahı bekleyip, bir basın toplantısıyla “desteğini çektiğini” açıklasa, tahribat bu kadar büyük olmayacaktı..

Baykal’ın bu tutumunu Türk halkı affetmedi..

Ve 1999 seçimlerinde CHP’yi Meclis’e sokmadı..

2002 yılından sonra da somut, halkın yararına olacak projeler üretmek yerine, “dokunulmazlıklar-cumhuriyet-laiklik” söylemlerinden öteye gidemedi..

Halka gereken güveni veremeyince, yeni kurulan Ak Parti tek başına hükümet oldu..

O günden sonra CHP sadece “anamuhalefet” olarak kaldı..

MİLENYUMDA BAYKAL

2004 yerel seçimlerinde “yanlış bir tercih” yaparak, o sıralarda kent halkı tarafından sevilen dönemin belediye başkanı Bekir Kumbul’un yerine Antalya eski valisi Ertuğrul Dokuzoğlu’nu aday yaparak “baltayı taşa vurdu”..

2009 seçimlerinde, ülkenin ve Antalya’nın başına “dert” olan Mustafa Akaydın’ı aday yaptı..

Baykal’ın “baltayı nasıl taşa vurduğunu” cümle alem görüyor..

Ve o “kaset kumpası”na malzeme olması ise bambaşka bir durum..

Uçkuruna sahip olabilseydi, belki bugün CHP iktidardaydı..

Ve Türkiye bir “Kılıçdaroğlu felaketi” ile karşı karşıya kalmayacaktı..

Baykal açısından, bundan ala “baltayı taşa vurmak” olur mu?

Ve şimdi, “Kılıçdaroğlu’nun kendisini kurtarma operasyonuna” katılmayacağını ifade etmiş olması, bence “Baykal’ın siyasi hayatında yaptığı en iyi şey” olacak..

Tabii, bu duruşunu devam ettirirse..

 






ETİKET :  

Tümü